Şrift:
Hocalı Soykırımı’ndan çarpıcı anlar…
26.02.2014 [08:49] - Xəbərlər, Hadisə
Ermeniler tarih boyunca yaptıkları vahşetleri XX. yy.ın sonunda da tekrar ettiler. Öldürülmüş insanların kafa derilerinin yüzülmesi, dış organlarının kesilmesi, öldürülmüş bebek ve çocukların gözlerinin tornavida ve b. demir araçlarla oyulup çıkarılması, hamile kadınların karnı yarılarak embriyonların dışarı çıkarılması, insanların diri diri toprağa gömülmesi, yakılması Hocalı soykırımının sıradan, alışılmış sahneleridir. Mahkeme baş tıbbî eksperti Prof. Dr. R. M. Yusufov’un konuyla ilgili sunduğu rapor insanın kanını donduruyor. Bu rapora göre üzerinde tıbbî mahkeme araştırması yapılabilen sadece 181 cesedin 130’u erkek, 51’i ise kadındır. Onlardan 13’ü çocuktur. Bunlardan 20’sine mermi isabet etmiş, 151’i yakın mesafeden kurşuna dizilmiş, 10’u ise sert aletlerle öldürülmüştür. Öldürülenlerden 40’ı kafatasından aldığı darbelerden, 74’ü göğüs nahiyesinden, 17’si karın bölgesinden, 11’i ise dış organlarının kesilmesi, koparılması sonucu dünyalarını değişmişler. 181 kişiden 33’ü özel yöntemlerle yapılan işkence sonucu öldürülmüştür. Kafa derisinin yüzülmesi, kadınların göğüslerinin kesilmesi, burun ve kulakların koparılması, kadınların cinsiyet organlarının yakın mesafeden kurşunlanması, erkek cinsiyet organlarının kesilmesi, gözlerin, tornavida vb. aletlerle göz yuvalarından oyulup çıkarılması, dişlerin sert aletlerle kırılması, cesetlerin yakılması gözlemlenmiştir. Öldürülenlerden 10’u kurşunlanarak katle yetirildikten sonra tank ve diğer ağır araçlarla ezilerek tanınmaz hale getirilmiştir. Tıbbî mahkeme heyetinin raporuna yansımış ve resmen onaylanmış belgelerden birkaçına dikkat ettiğimizde Ermeni vahşetini tasavvur etmemiz zor olmayacaktır:
Fitаt Hasanоvа, sert bir aletle kafasına vurulmuş, kafatası aldığı darbeden zedelenmiş, elleri kolları bağlanmış, gözleri oyularak çıkarılmıştır.
Мehruze Мemmedоvа’nın önce gözleri oyularak çıkarılmış sоnrа ise göğüsleri ve burnu kesilmiştir.
Таmаrа Selim kızı Мemmedоvа: Ermeniler bu kadını önce kurşunla yaralamış sоnrа gözlerini çıkarmış ve göğüslerini kesmişlerdir.
İgbаl Bаhаdır оğlu Аslаnоv, önce kurşun yarası almış sоnrа gözleri çıkarılmış, cinsiyet organı kesildikten sonra ise bedeni yakılmıştır.
Şаkir Мustаfа оğlu Hüsеynоv, Аğаyаr İmаnî, Sаdаy Мemmedоv, Аllаhvеrdi Gulu оğlu Hüsеynоv, Cebrаyıl Меhdi оğlu Recebоv, Cаhаn Hümbet оğlu Ferzeliyеv, Firuz Kerimоv: Bu kişilerin tümü diri diri yаkılmışlardır.
Firengül Kerimоvа’nın göğsü ve kulakları kesilmiş, gözleri çıkarılmış sonra da bedeni kıyma kıyma doğranmıştır.
Dilаre Sеydullа gızı Azimоvа’nın göğüsleri kesilmiş, kendisi ise kurşuna dizilmiştir.
Bаhаdır Selimоv’un cinsiyet organı kesilmiş sonra bedeni yаkılmıştır.
Süreyyа Yusuf gızı Bеhbudоvа’nın cinsiyet organına yakın mesafeden çok sayıda kurşun sıkılmış, bu şekilde öldürülmüştür.
Sаmurаy Kerimоv’un arka deliğine boş içki şişesi sokulmuş, gözleri çıkarılmış ve kurşuna dizilmiştir.
Ermeniler Hocalı olayları sırasında esir aldıkları Azerbaycan ve Ahıska Türklerine karşı çok vahşi ve insanlık dışı yöntemler kullanmışlardır. Hezangül Memmedova adlı Hocalılı bir kız gözleri önünde olanları şöyle anlatıyor:
“Gözlerimiz önünde babamın ayaklarına önce benzin döktüler sonra ise onu yaktılar ve bu şekilde öldürdüler. Azerbaycan Millî Ordusu’nun iki askerinin kafalarını yüzdüler.”
Esir alınmış görgü tanığı olan diğer bir Hocalılı Seriyye Talibova ise başlarından geçenleri şöyle anlatıyor: “Ermeniler bizi bir Ermeni mezarlığına getirdiler. Ahıska Türklerinden dört genci ve üç Azerbaycan Türkünü bir zamanlar Türkiye Türkleriyle savaşmış bir Ermeni’nin mezarı üstünde kurban kestiler… Bu olaydan etkilenen Ermeni askerleri ve eşkıyaları, çocukları, anne ve babalarının gözleri önünde işkence ile öldürdüler. Sonra cesetleri kepçe ile dereye döktüler. Bununla da yetinmeyen Ermeniler, üzerlerinde Azerbaycan Millî Ordusu uniforması bulunan iki genci yanımıza getirdiler ve onların gözlerini matkapla deldiler.” (bkz. SALİH BEY: ARMYANSTVO, s. 358)

Gecenin sert soğuğunda Ermenilerden kurtulmaya çalışan insanlar, Karakaya, Askeran, Ağbulak, Nahçıvanik, Dehraz köylerinde Ermeniler tarafından esir alınmış, kurşuna dizilmişlerdir. Yüzlerle insanı esir alarak domuz ahırlarına dolduran Ermeniler, kadın kızların ırzına geçmiş sonra da onları işkence ile öldürmüşler… Yüzlerce böyle olay olmuştur.
“Moskovskie Novosti” (Moskova Haberleri) gazetesinin muhabiri, bu facia sırasında Hocalı’da bulunan ünlü Rus gazeteci Yuri Pompeyev gördüklerini bir cümle ile şöyle özetler: “V Xodjali ostalis tolko mertvıe” (Hocalı’da, sadece cesetler kalmıştı.) (Armyanstvo, s. 340)

İsrailli gazeteci Lükimson ise şöyle yazıyor: “Ermeni hayvanlar 4 yaşlı kızcağızın gözleri önünde önce annesine ve ablasına sonra da kendisine tecavüz ettiler! İki yaşlı diğer bir kızcağız, Ermeni eşkıyasına yumruğunu gösterdiği için onu annesinin elinden zorla aldılar ve dipdiri kızcağızı yanan ateşin içine attılar…” (Armyanstvo, s. 342-343)

Prof. Dr. Salih Bey “Armyanstvo” (Ermenilik) adlı kitabının 342-343. sayfalarında şöyle yazar: “… Hocalı, çok farklı bir olaydır, o savaş değildir, vahşettir, vahşi bir Ermeni eylemidir. Bu eylemle karşılaştırılabilecek olaylar, sadece yene Ermenilerin daha önce yapmış oldukları Van, Erzurum, Kars, Bitlis, Kilikya, Sederek, Nahçıvan, Bakû, Şamahı… faciaları olabilir….”

Ermeni vahşetinin başka bir örneğine Hocalı Katliamı’ndan iki yıl önce Kazah ilçesinin Baganis Ayrum köyünde rastlıyoruz. Bu konuyu İzvestiya gazetesi de 01.04.1990 tarihinde ele almıştır. Prof. Dr. Saleh Bey olayı 01.04.1990 tarihli İzvestiya ve 11.10.1991 tarihli Azerbaycan gazetelerinden şöyle aktarıyor: “Bu hadise 24 Mart 1990’da olmuştur. Ermeniler, 1968 doğumlu genç (22 yaşlı-N.M.) bayanın karnını yırtmış, oraya çam kırıkları, demir parçaları ve çöp doldurmuşlar. Ermeniler bu bayanın 40 günlük bebeğini yakmışlar. 90 yaşlı ihtiyar karı koca da Ermeniler tarafından yakılmıştır. 46 yaşlı Alimemmed’in kafasını yüzmüş ve yüzülmüş kafayı ateşte ütmüşler. Daha sonra ise diğer Ermenilerle elele vererek bu ateş etrafında halay çekmişler.” (Armyanstvo, s. 344)

Merkezi Moskova’da bulunan ve tarafsızlığı ile bilinen Memorial İnsan Hakları Teşkilatı’nın olaylara tanıklık etmiş gözlemcilerinin Hocalı olaylarıyla ilgili sundukları raporlar Ermeni vahşetinin boyutlarını göstermek için yeterlidir: Esir alınan 300 Hocalılı (onlardan 86’sı Ahıska Türkü idi) 3 gün müddetinde Hankendi, Askeran ve Kırmızı Kend’te tutuldular. Onlardan bazıları yerel Ermeni yöneticilerinin izniyle sivil Ermenilere esir değiş dokuşu amacıyla teslim edildiler. Ağdam’a kaçmakta olan 1000’den fazla Hocalılı da yolda Ermenilerin tuzağına düştü. 28 Mart’tan itibaren 800 kadar Hocalılı esir (onların çoğu kadın ve çocuklardı) iade edildi. İade edilenlerin verdiği bilgilere göre Ermeniler esirlerle vahşi gibi davranmışlar. İade edilen kadın ve kızlara (onların arasında küçük yaşlılar da vardır) tecavüz edildikten sonra iade edilmişler. Tecavüz gerçeğini Ağdam ve Bakü’nün doktorları da resmi raporlarında belirtmişlerdir.”

Türkiye Basın Konseyi Başkanı Sn. Oktay Ekşi, Hürriyet gazetesindeki “Günün Yazısı” adlı köşesinde 27.02.2005’te yayımlamış olduğu “Ya Hocalı katliamı?..” başlıklı yazısında Beyrut’a yerleşmiş ve Hocalı vahşetini bizzat seyretmiş olan Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan’in For the Sake of Cross (oxunuşu: For dı Seyk of Kros) (Haçın Hatırı için veya Haç Uğruna) kitabının 62-63. sayfalarından şu satırları aktarıyor:

“Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın bir km batısında bir yere 2 Mart 1992 günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüz morarmıştı; soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hâlâ yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana, sanki yatmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için (Haç Uğruna-N.M.) savaşa devam ettiler.”

Hocalı soykırımının kısa istatistiği ise şöyledir: 1992 şubatının 25’ni 26’sına bağlayan gece sivil ahaliden 613 kişi öldürülmüştür. Onlardan 63’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’i ihtiyar olmak üzere toplam 239 kişi özel işkence yöntemleriyle, 487 kişiye ise ağır beden hasarı verilerek katledilmiştir. Çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlardan oluşan toplam 1275 kişi rehin alınarak bu insanlar akıl ermeyen işkencelere, hakaretlere maruz kalmışlar. Bu rehinelerden 1165’i sonradan Ermeni zulmünden kurtarılmış, kalan 110 kişinin kaderi ise (onlardan 68’i kadın, 26’sı çocuktur) hâlâ malûm değildir. Hocalı katliamı sırasında 7 aile bütün fertleriyle mahvedilmiş, 27 ailenin ise sadece bir ferdi hayatta kalabilmiştir. 230 ailede baba veya anne ölmüştür. 200 kişinin ayağı soğuktan donmuş, gangren olduğu ve tedavisi mümkün olmadığı için kesilmiştir.
Özbekistan’daki Fergana olaylarından (1989) sonra başlarını alıp Azerbaycan’a gelmiş ve Hocalı’ya sığınmış Ahıska Türklerinden 7’si şehrin savunması sırasında şehit olmuş, 12’si esir alınmış, 86’sından ise bugüne kadar hiçbir haber yoktur.


Karadağlı Katliamı
Hocalı soykırımı dışında 1990-1992 yıllarında Karabağ’ın Türk köylerinde birçok insan canından olmuştur. Sadece, 200 ailenin yaşadığı Karadağlı köyünden 77 kişi hayatını kaybetmiştir. Ermeniler, Karadağlı köyünden 28.06.1991’de 6 kişi (onlardan üçü kadındır), 08. 09. 1991’de 8 kişi (beşi kadın), diğer vakitlerde ise 5 kişi öldürmüşlerdir. Hocalı Soykırımı’ndan 10 gün önce, daha doğrusu 15-17 Şubat 1992 tarihlerinde ise Karadağlı adlı bu küçük Türk köyü 48 şehit vermiştir. Onların hepsinin adları, soyadları, doğum ve ölüm tarihleri bellidir.


Hocalı Soykırımının İnsan Hakları Boyutu

“Ermenistan Silahlı Kuvvetleri, Uluslararası İnsan Hakları Hukuku’nun bütün normlarını kaba bir şekilde çiğneyerek dinç ahaliyi, din görevlilerini, Hocalı şehrinin sivil insanlardan oluşan savunmacılarını, yaralıları, rehinleri, esirleri insanlık dışı yöntemlerle aşağılamış, millî ve dinî kimliğinden dolayı bütün şehir ahalisini soykırımına maruz bırakmış, insana ve insanlığa yakışmayan bir facia türetmiştir.
1949 Cenevre Konvensiyonu’nun I., III. ve IV. maddelerini çiğneyerek yaralılara, esirlere, sivil ahaliye vahşi yöntemlerle davranılmış, onları, akla sığmaz işkenceler vererek katle yetirmiş, cesetler üzerinde özel gaddarlık yöntemleriyle ameliyatlar gerçekleştirilmiş, sivil ahalinin şehri terk etmesine olanak tanınmamıştır.
Hocalı şehrinin işgali sırasında Cenevre Konvensiumu’nun 1954 tarihli maddeleri de kaba bir şekilde çiğnenmiş, şehrin bütün maddî-manevî ve kültürel değerleri yok edilmiştir.
1972 Konvensiumu’nun “Bakteriyolojik (biyolojik) ve Toksin Silahların Stoklarının Oluştrulmasının, Üretiminın ve Kullanımının Yasaklanması, Mevcutlarının da İmha Edilmesi hakkında” kabul edilmiş kararı çiğnenmiş, Hocalı şehrinde ahalinin toplu olarak yok edilmesi için kimyasal silahlardan, zarin ve zoman gazlarından, “Fosken” markalı kimyasal silahlardan, 122 mm’lik top mermilerinin bünyesinde ise yasaklanmış sionit maddesinden istifade edilmiştir.
Bunların dışında, daha önce işgal edilmiş Azerbaycan topraklarında, üzerinde “A-TOOZ” yazılmış ve Ermenistan’dan getirilmiş özel kutularda kaplaştırılmış nükleer atıkları Hocalı’nın kuzeybatısında bulunan Kôlatağ, Seyidbeyli ve Elmalı köylerine ait arazilere Hocalı soykırımını gerçekleştirmek amacıyla gömülmüştür.
Hocalı’nın sivil ahalisinin soykırımı sırasında 1949 tarihli Cenevre Konvensimu’na 1977 yılında ek olarak uygun görülmüş “Uluslar Arası Olan ve Uluslar Arası Olmayan Savaş Durumlarında Savaş Maruzlarının ve Kurbanların Savunmasını Güçlendirmek Hakkında” kabul edilen iki kararın da Ermeni birlikleri tarafından çiğnendiği gözlemlenmiştir…
… Bunların dışında, AK (Kalaşnikof) markalı otomatik silahların yeni millimetrelik (5,45) mermilerinden (bunlar tehlikeli mermiler olarak kabul edilmiştir), yayaları mahvetmek için gömülmüş mayınlardan istifade edilmiştir.
Böylece, 1992 şubatının 25’ni 26’sına bağlayan gece Ermenistan Silahlı Kuvvetleri ve onlara bağlı olan paralı askerler, terörcü gruplar, uluslar arası hukuk normlarını, insan haklarını, çeşitli zamanlarda kabul edilmiş konvension ve protokolleri, “Soykırım Cinayetinin Önlenmesi ve Soykırım Yapanların Cezalandırılması Hakkında” konvensionun kurallarını çiğneyerek Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Hocalı şehrinde sivil ahaliye, gönüllülerden oluşan şehir savunmacılarına, din görevlilerine, yaralı ve esirlere eşi benzeri bulunmayan soykırım uygulamıştır.”
Bu xəbər oxucular tərəfindən 791 dəfə izlənilmişdir!
Google Yahoo Facebook Twitter
Del.icio.us Digg StumbleUpon FriendFeed