Deprecated: preg_replace(): The /e modifier is deprecated, use preg_replace_callback instead in /home/davam/public_html/engine/modules/show.full.php on line 292 davam.az - BÜTÖV AZƏRBAYCAN ADINA! > Çap səhifəsi > Bayrak Adam DENKTAŞ
davam.az - BÜTÖV AZƏRBAYCAN ADINA! > Türkün şanlı tarixi > Bayrak Adam DENKTAŞ

Bayrak Adam DENKTAŞ


Kenan Akın'ın kaleminden
Toros son nefesinde bile “bağımsızlık” istiyordu!

Ömrünü, Kıbrıs Türkü’nün özgürlüğü için adayan Rauf Denktaş’ın cenaze töreni, tarihi ve “trajik” bir kimliğe bürünüyordu. Eşinin tabutuna sarılan, Aydın Denktaş’ın dudaklarından “Ey koca Toros, hoşçakal, buraya kadarmış” hıçkırıkları dökülüyordu.
Güneş ve sis, hiçbir şeyden habersizcesine, Beşparmak dağlarının üzerinde usul usul gezinirlerken, “Yavruvatan”da minarelerden “sala” sesleri yükseliyordu.

13 Ocak 2012...
Türk milletinin kahraman evladı, Kıbrıs davasının efsane ismi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucusu ve 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hak’ka yürüyordu.
Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle, 9 Ocak Pazar günü yeniden Yakındoğu Üniversitesi Hastanesi’nin yoğun bakım servisine kaldırılan Denktaş, 13 Ocak 2012 günü vefat ediyordu.

SON GÖRÜŞMEMİZ
Geçen yıl, bir Türk gazeteci ekibiyle, son defa ziyaret etmek fırsatını yakaladığımız Denktaş’ın bir oğlunu bademcik ameliyatında bir oğlunu da trafik kazasında yitirmesi hüzün ve acı bir atmosferi kendiliğinden yaratıyordu.
Ne var ki, geride kendisi gibi politikacı olan oğlu Serdar, iki kızı ve on bir torunu bulunuyordu.
Bütün güçlüklere rağmen, hayatı dolu dolu yaşayan Denktaş İngilizce ve Rumcayı iyi biliyordu.
Yayınlanmış 50 kitabı ve “İşgal Altında” adındaki senaryosu şimdiden elden ele dolaşıyor.
Yazarlık, televizyonculuk ve fotoğrafçılık en sevdiği uğraşılar arasında yer alıyordu.
Avusturalya - İtalya - Türk Cumhuriyetleri - Polonya - Fransa - Avusturya ve Türkiye Cumhuriyeti’nde fotoğraf sergileri açmış, sayısız konferanslar vermiş ve çeşitli ödüller ile fahri doktora ve profesörlük payeleri almıştı.
Denktaş, sadece Türkiye’den değil dünyanın dört bir yerinden gelen bütün gazeteci ve yazarlara büyük özen gösteriyordu.
Özellikle, “Sabır Ağacı” adlı 7 ciltlik Kıbrıs tarihi ve 2 ciltlik “Bir Ömür Boyu Kıbrıs” müşterek başlığı altında “Boyun Eğiş” ve “Hayır Değiş” i yazan rahmetli Mustafa Necati Sepetçioğlu ve biyografisini kaleme alan rahmetli Ergün Göze’ye çalışmalarından ötürü, “minnet” duygularını her vesileyle de dile getiriyordu.
Bizzat kaleme aldığı hatıraları, hayattayken yayınlanan nadir devlet adamları arasında yer alıyor.
Denktaş’ı daha derinden tanımak isteyenler, anılarını veya Sepetçioğlu ve Göze’nin eserlerini mutlaka okuyarak, satır satır incelemeleri gerekiyor.
İkinci Kıbrıs çıkarmasının sonlarına doğru, Ada’da tanıştığımız rahmetli Denktaş’la dostane ilişkilerimiz son yıllarına kadar sürüyordu.
Tarihler 15 Temmuz 1975’i gösterdiğinde, Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde toplanan 6. İslâm Dışişleri Bakanları Konferansı sırasında Rauf Denktaş ile dostluğumuz gazetecilik sınırlarını da aşıyordu.
Kıbrıs’taki Müslüman-Türk toplumunun temsilcilerinin de konferansa davet edilmesinin kararlaştırılması üzerine, toplantıya ilk defa katılan Rauf Denktaş, cesur çıkışları ve müzakere gücü ile bütün dikkatleri üzerine çekiyordu.
İstanbul, Rabat, Trablus, İslamabat gibi şehirlerde toplanan İslam ülkeleri konferanslarında Denktaş’ı daha yakından izleme fırsatımız olmuştu.
Bu arada, Batı’da yapılan zorlu Kıbrıs müzakereleri sırasında da rahmetli Denktaş’ı takip etmenin hazzı, hala benliğimizde dolaşıyor.
Hele, Yavruvatan Kıbrıs’ta yapılan ve takip ettiğimiz seçim mücadelelerindeki Denktaş’ın gayretleri ve tavırları asla unutulmuyor.
Aslında, Rauf Denktaş derken, dürüstlük, çalışkanlık, nezaket, eşit ve samimi davranma akla geliyor.
Doğa ve hayvan aşkı, rahmetli Denktaş’ta o kadar doruğa çıkmış olacak ki, köpeğine ve papağanına ilgisi hiç unutulmuyor.
Tabii ki, saygı ve sevgiden hiç uzaklaşılmadan her fırsatta yapılmak istenen jestler ve ara sıra ortaya konan muziplikler Rauf Denktaş portresine tam uyuyor.
Rahmetli Denktaş’ın fotoğrafçılık hobisi biliniyordu.
Her ziyaretimizde çeşitli pozlarımızı objektifine sığdıran rahmetlinin, yakaladığı enstantaneler arşivimizi kıymetlendiriyor.
Özellikle Nikon’un yeni çıkan gövde ve objektiflerini tartışıyor bir bakıma fotoğraf makinelerimizin bir tadadı yapılıyordu.
Bu arada, çoğu toplantı ve müzakerelere cebinde taşıdığı ufak bir ses alıcıyla katıldığı pek bilinmiyor.

“EY KOCA TOROS” 17 Ocak 2012...
Ömrünü, Kıbrıs Türkü’nün özgürlüğü için adayan Rauf Denktaş’ın cenaze töreni, tarihi ve “trajik” bir kimliğe bürünüyordu.
Eşinin tabutuna sarılan, Aydın Denktaş’ın dudaklarından, “Ey koca Toros, hoşçakal, buraya kadarmış” hıçkırıkları dökülüyordu.
Aydın Denktaş, başsağlığı dileyen Cumhurbaşkanı Gül’ün göğsüne yaslanarak, aile fertlerini tek tek takdim ediyordu.
Çiçek ve Erdoğan ile tokalaşan Aydın Denktaş, CHP’li Onur Öymen’le konuşurken, “Beni bıraktı gitti” diyerek gözyaşı döküyordu.
Aydın Denktaş, “Onun için şimdi bir dinlenme oldu. Hayatı boyunca zaten yoruldu, yoruldu, yoruldu.
Nihayet yataklara düştü, gene mücadele etti, aklı fikri Kıbrıs, Kıbrıs... ’Hristofyas’diye bağırdığında yer gök inledi hastanede” diyordu.
Törene başta Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan olmak üzere Türkiye’den parti liderleri, komutanlar, eski siyasetçiler ve halk katılıyordu.
Lefkoşa’da, yas nedeniyle kapatılan işyerlerine ve caddelere, üzerinde “unutmayacağız” yazılı Denktaş’ın posterleri ile Türk ve KKTC bayrakları dalgalanıyordu.
Vatandaşlar, Denktaş için “Tüm Türk Ulusunun ve Halkımızın Başı Sağolsun. Sizi Asla Unutmayacağız” ve “Seni ve Cumhuriyeti Sonsuza Dek Yaşatacağız” pankartları açıyordu. Cenaze Selimiye Camii’ne götürülürken yol üzerindeki duvara, “Şehit abime, babama, dedeme selam söyle başkanım” ve “Sevemez hiç kimse seni, benim sevdiğim kadar” yazıları da dikkat çekiyordu.
Yol boyunca Denktaş’ın naaşı üzerine karanfiller atılıyordu.
İktidar ve muhalefet temsilcileri, camide de yan yana saf tuttuyordu. Selimiye Camii’ne getirilen Denktaş için cenaze namazı kılınıyordu. Denktaş’ın naaşı namazın ardından yine kortej halinde Cumhuriyet Parkı’na getirildi. Denktaş’ın naaşı Türk Mukavemet Teşkilatı’nın (TMT) anıtının bulunduğu Cumhuriyet Parkı’nda defnediliyordu.
Denktaş, önce yağmur, ardından açan güneş ve yarım saatten fazla gökyüzünü süsleyen gökkuşağının altında toprağa veriliyordu.
Çoluk-çocuk, sivil-asker...
Denktaş’ı son yolculuğuna kadın-erkek, sivil-asker, çoluk çocuk on binlerce kişi uğurluyordu.
Devlet erkânı Denktaş’ın ardından, taziye defterine şunları yazıyordu:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Yaman bir avukat, gözü pek bir direnişçiydi. Özgürlük ve eşitlik mücadelesinin timsali, milletimizin yetiştirdiği gerçek kahramanlardan, Kıbrıs davasının yılmaz savunucusu Mücahit Denktaş.”
Başbakan Tayyip Erdoğan: “Kıbrıs davasının abide ismi, büyük mücadele insanı, hayatını Kıbrıs’ta barış, huzur ve istikrarı tesis etmeye adamış büyük devlet adamı.”
Genelkurmay Başkanı Necdet Özel: “Kaybınız sadece Kıbrıs Türk’ünün değil tüm Türk milletinin kaybıdır. Yaşamınız boyunca inançla ve yanılmadan Kıbrıslı soydaşlarımız ve KKTC için verdiğiniz hizmetler her zaman şükran ve minnetle anılacaktır.”
Denktaş’ın cenaze töreni Cumhuriyet Halk Partisi’nin hayatta olan ve uzun bir süreden beridir bir araya gelmeyen 4 genel başkanı, Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal, Altan Öymen ve Hikmet Çetin’i bir araya getiriyordu.
Masum Türker, İlhan Kesici, Mümtaz Soysal, Rahşan Ecevit de kortejde yer alıyordu.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak ve BBP Genel Başkanı Mustafa Destici törende yan yanaydı.
Törene Alparslan Türkeş’in oğulları MHP milletvekili Tuğrul Türkeş ile Ak Parti Milletvekili Ahmet Kutalmış Türkeş, katılıyordu.

BAHÇELİ’NİN MESAJI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın vefatı nedeniyle yayınladığı başsağlığı mesajında. “Türk milleti büyük bir değerini, iftihar edilecek bir şahsiyetini ve dünya durdukça milli hafızalardan silinmeyecek abidevi bir devlet ve siyaset adamını maalesef kaybetmiştir. Milletçe acımız büyük, hüznümüz ve kederimiz tarifsizdir” diyordu.
Bahçeli şöyle devam ediyordu:
“Denktaş, Kıbrıslı Türklerin varoluş haklarının, vazgeçilmez egemenlik hukukunun yılmaz ve tavizsiz bir savunucusu olmuştur. Geçmişte işgal ve esarete direnen, bağımsızlık tutkusuyla Kıbrıs Türklüğüne umut ve heyecan aşılayan bu büyük devlet adamı yaşarken bile efsaneleşmiştir.
Enosis zihniyetinin saldırılarını, katliamlarını sineye çekmemiş; Türk milletinin yardım ve duasıyla Kıbrıs Türkü’nün Doğu Akdeniz’de yıldız gibi parlamasına öncülük etmiştir. İnançlarına ve hedeflerine sımsıkı sarılması, doğru bildiklerinden asla geri adım atmaması, KKTC’nin tanınması ve kabul edilmesi için son nefesine kadar çırpınması hürmetle hatırlanacak nitelikleri arasında yerini almıştır.”
KKTC’nin merhum Denktaş’ın aziz millete bir emaneti olarak bağımsız ve dayatmalara boyun eğmeyecek şekilde varlığını muhafaza edeceğini ifade eden Bahçeli, “Türk milleti bu kutlu mirası ne pahasına olursa olsun sahiplenip, hiçbir şart altında yalnız ve bir başına bırakmayacaktır” diyordu.

Geri dön